Çevre Danışmanı, Çevre Görevlisi Kavramlar ve Gereklilikler

Last update on Dec. 1, 2014.

Çevre Danışmanı, Çevre Görevlisi Kavramlar ve Gereklilikler

2010 yılı ile hayatımıza giren Çevre Görevlisi, Çevre Danışmanlık Firmaları terimleri ile henüz aşılamadığını düşündüğümüz bir kavram kargaşası yaşanmıştır. “Zaten Çevre Mühendisleri vardı” şeklinde bir mesleki kaygı ifadesi dönemi ile süren durum artık sorgulanmamaktadır. Gelinen noktada, çevre mühendisleri, çevre görevlileri, çevre danışmanları bulunmaktadır. Çevre Mühendisliği, yasal olarak, potansiyel çevre görevlisi ve danışmanları olmaları dışında, bir mühendislik kolu olarak bu yazıda açıklanacak kavram tartışmasının dışında tutulacaktır.

“Tesisler neden çevre ile ilgili uzmanlara ihtiyaç duyar?” sorusunun cevabı önemlidir:

* Firma sosyal sorumluluğunun farkındadır, firma kültürü ve değerleri çevreye zarar vermeden veya çevreye etkisini kontrol altında tutmak, bunu bir yönetim sistemi haline getirmek gerekliliğinin farkındadır. Bu firma elbette yasal yükümlülüklerini de eksiksiz yerine getirmek ister.

* Firma yasal yükümlülüklerini yerine getirmek istemektedir.

* Firma ticari faaliyetine önünde engel olabilecek hiç bir sorunistemez, bunu en ucuz yoldan yerine getirmek ister.

* Firma ceza yemiştir, zorunluluktan dolayı bünyesine çevrekonusunda çalışan alır veya bir danışmanlık firması ile çalışır.

* Lisans gerektiren iş yapan firmalar, evrak takibi için ve lisansalarak ticari faaliyetini sürdürmek için hizmet alır.

Bu gereklilik ve talep karşılığında yapılan iş, esasen Bakanlık tarafından mevzuatlarda tanımlanmıştır. Ancak, merkezi ve yerel otoritenin denetimi yetersiz olduğu veya olmadığı için bu konuda, “danışman firmalar”ın mevzuatlarda yazılı görevlerini yerine getirmemeleri yaygın bir durumdur. Aynı durum firma bünyesindeki çevre denetim birimleri için de geçerlidir. Bu durumda yapılan iş için belirleyici olan hizmeti alan firmanın, bu hizmeti alma amacı ve talepleri olmaktadır.

Hizmeti alım amacı, hizmeti alacak olan yukarıda sayılanlardan A firması değil ise, firmalar, “çevre danışmanlık” hizmeti sunanlardan beklentileri konusunda tam olarak net bir bakışa sahip değillerdir. “Bizim ceza yemememizi sağla”, “bizim izinlerimizi en hızlı şekilde al” gibi bir netlik bu konuda bilinçli olunduğu anlamına gelmemektedir. Zira bu tesis sahibi “neden bu işi çevre konusunda yetkili veya yetkin birileri yapıyor” sorusunu sormaz, cevabını umursamaz. Kendisinin hava, su, toprak bütünlüğünün devamı ile, asıl faaliyetinin çevresel etkisiyle ilgilenmez. En iyi, çevre danışmanı, işini en hızlı yapan (nasıl yaptığını umursamaz) ve ona para harcatmayandır. Sonuçta ekseri iş adamı profilimiz çöpünü yere atmaktadır, kimi pahalı lüks arabasından atarken, kimi mütevazi arabasından atar, fark budur. Şunu açıkça söylemek gerekir ki, 2010, 2012 ve öyle görünüyor ki daha uzun yıllar Türkiye'sinin ekseri iş adamı profili bu olacaktır.

Bu, danışmanlık firmaları açısından eğlenceli(!) bir durum oluşturmaktadır; - müşteri yönetimini, ister koşulsuz müşteri memnuniyeti olarak, ister müşteri ihtiyaçlarına cevap verebilmek olarak yorumlayın,- işini layıkıyla yapmak isteyen bir çevre danışmanlık firmasının müşterileri ile ilişkisi, adeta bir tersine kürek çekmek olacaktır.

Durum bu iken, çevre görevlileri ve çevre danışmanlık firmalarının hali nedir?

Burada zorunlu olarak piyasa kavramını kullanacağız. Piyasanın durumu yukarıda kısaca açıklandı. Piyasa, üstü belirleyen temeldir, şekli belirleyen mayadır. Çevre Danışmanlık firmalarının önemli bir kısmı bu duruma uyum sağlamıştır.

Saha gözlemlerimizde rastladığımız eksiklik ve yanlış uygulamaları sıralayacak olursak:

* Deneyimsiz ve eksik bilgi sahibi çevre görevlileri bulunmakta,
* Çevre görevlileri, - müşterileri olan - firmaları yeterince veya hiç ziyaret etmiyorlar,
* Müşterilerine para harcatmamak adına, atık miktarının gizlenmesine göz yumuyorlar, bu gizleme işini üstleniyorlar,
* İşlerinin niteliğini kavrayamamak veya özümseyememek, ticari bilgi yetersizliği gibi sebeplerden dolayı yanlış, eksik fizibiliteler yapıp hatalı teklifler veriyorlar,

Bu hatalı sözleşmelerden ve çarpık algıdan dolayı, ticari karşılığı “danışmanlık” işinden değil, atık ve analiz işlerine aracılık yaparak almaya çalışıyorlar; bu durum doğru bir çevre danışmanlığı yapılmasına büyük bir engeldir.

“Çevre Görevlileri ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik” genel çerçeveyi, sorumlulukları ve yetkileri çizmesi anlamında oldukça yeterlidir. Bu yönetmelikte çevre danışmanlık firmaları “Çevre yönetimi ile çevre izin ve lisans başvuru hizmeti yeterliği alan kuruluşlar” çevre görevlileri “Faaliyetleri sonucu çevre kirliliğine neden olan ve/veya neden olabilecek ve Çevre Kanununa göre yürürlüğe konulan düzenlemeler uyarınca denetime tâbi kurum, kuruluş veya işletmelerin faaliyetlerinin mevzuata uygunluğunu, alınan tedbirlerin etkili olarak uygulanıp uygulanmadığını değerlendiren, tesis içi yıllık iç tetkik programları düzenleyen tesiste veya çevre yönetim hizmeti veren çevre danışmanlık firmasında çalışan görevli” olarak tanımlanmaktadır. Danışmanlık firması tanımında yer alan “çevre yönetimi” hizmetinin verilmesi oldukça geniş kapsamlı bir ifadedir ve çevre görevlisi tanımında kısaca belirtilenin üzerinde bir yetkinlik ve yeterlilik gerektiren bir insan kaynağı gerektirir. Ancak çevre görevlisi tanımı, mevzuat gerekliliklerini karşılıyor olmak adına yeterli bir tanımdır. Demek ki, çevre danışmanlık firmalarından daha detaylı hizmet sunması beklenebilir. Burada yeni bir veya bir takım kavramlara ihtiyaç duymaktayız; çevre yönetimi işi, çevre görevlisi tanımı üzerinde yetkinlik gerektiriyor, bu yetkin çevre görevlilerine Çevre Yöneticisi diyebiliriz. Bizce ilgili mevzuat, sorumluluklara işaret etmesi adına yeterli olmakla beraber, mevzuat sınırları gereği, bir iş prosedürü veya detaylı bir talimat beklemek doğru olmaz. Ancak, danışmanlık firmalarından beklenileni işaret etmektedir ki bunu detaylandırmak ve geliştirmek danışmanlık firmalarının işidir. Ne de olsa, danışmanlık yaratıcılık gerektiren, rutin tekrarlarla yapılamayacak bir iştir. Bu konuya değineceğiz. Peki bu bahsi geçen, yetkinlik ve yeterlilikler nedir?

Çevre Görevlisi yeterlilik ve yetkinlikleri:

* İşi ile ilgili vizyon sahibi,
* Sorumluluk duygusu gelişkin,
* Analitik beceri, sorun çözme becerisi,
* İnisiyatif kullanabilme becerisi,
* Zamanını yönetebilme, planlama becerisi,
* Yenilikçilik ve deneyimlerden ders çıkarabilme becerisi becerisi,
* Değişik kültür ve düzeyden kişiler ile sosyal iletişim kurabilme,
* Riskleri görebilme, analiz edebilme becerisi,
* Mesleki bilgi ve beceri (mevzuat bilgisi1, tecrübe, öğrenme yetkinliği),
* Etkin bilgisayar kullanabilme ve teknolojik yatkınlık yetkinliği,
* Organize olabilme ve edebilme yetkinliği,

Çevre Yöneticisi, elbette bu yetkinliklere daha gelişkin bir seviyede haiz olmalıdır ve yetkinlik ve yeterlilikleri daha çeşitlidir. Çevre konusu, iş güvenliği ve işçi sağlığı ve kalite yönetim sistemleri ile entegre bir yönetim sistemi gerektirmektedir. Süreçlerin tanımlandığı, ölçüldüğü, performansın tanımlandığı, izlendiği ve geliştrildiği bir yönetim sistemi. Yönetim sistemlerinden kastımız, ülkemizde bu alandaki yozlaşmanın ifadesi olan, alınıp-satılan belgeler değildir elbette.

Çevre yöneticisinin rolü, bu noktada devreye girer; çevreyi yönetim sistemi olarak ele almak ve tüm organizasyona yaygınlaştırarak yönetmek. Yönetim becerileri, süreç yaklaşımı, proje yönetimi konularında teorik ve pratik bilgi gerekmektedir. Çevre Yöneticisinin eğitimci yönü gelişkin olmalıdır; ekibini, müşterisinin çalışanlarını geliştiren, bilinç aşılayan bir pozisyonda olacaktır. Temel iktisadi bilgisi olmalıdır; pozisyonu ve verdiği hizmet ile, hizmet verdiği ticari kuruluşun misyonu arasında bağ kurabilmelidir. Çevre, enerji konusundan bağımsız düşünülemez. Enerji verimliliği ayrı bir tecrübe ve bilgi alanıdır. Çevre Yöneticisi bu alanda yeterli olmalıdır. Atık Yönetimi, atığın tanımlanması, azaltma çalışmaları, taşınması, depolanması, işlenmesi süreçlerini kapsayan detaylı bir tanımdır. Atık Yönetiminin bir kısmı, lojistik faaliyetidir. Çevre Yöneticisi, doğrudan atık yönetimi ile ilgileniyorsa detaylı, değilse asgari lojistik yönetimi bilgisine sahip olmalıdır. Çevre konuları, işletmelerde üretim ve saha yönetiminden ayrı düşünülemez; çevre yöneticisi saha yönetimini bilmelidir. Özetlersek çevre yöneticisinin sahip olması gereken beceriler (çevre görevlisi için sayılanlara ek olarak yukarıdakilere ilaveten);

* Etkili bir iletişim ve yönetim becerisi,
* Entellektüel yeterlilik, kavrama ve öğrenme becerisi,
* Süreç yönetimi, proje yönetimi metodolojilerine haiz olmak.

Bu konuda danışmanlık kavramı üzerinde de durulması gerekir. Madem ki, firmaların adı danışmanlık firmaları olarak belirlendi - ki doğru ve yerindedir -, firmalar kendi alanlarında danışmanlık hizmeti sunuyor, danışmanlığın ne olduğu ve sorumluluğu iyi anlaşılmalıdır.

Danışmanlık nedir?

“Geçici bir süre içinde sahip olduğu bilgi, beceri ve tecrübeyi kullanarak, çalışma yaptığı kuruluşta, bu kuruluşun iş yapma alışkanlıklarından, yapısından ve kültüründen bağımsız olarak, önceden belirlenmiş bir konu üzerinde çalışarak, bu çalışmanın sonuçlarını yöneticilerin dikkatlerine sunan kişiye danışman denir.” Dündar Aytar

“Değişik konularda, tarafsız bir kişi veya kişiler tarafından, önceden belirlenmiş iş tarifine uygun biçimde sağlanan profesyonel yardımdır.” akt. Dündar Aytar (Türkiye Sınai Kalkınma Bankası tanımı)

“Danışman, bütün suallerin cevabını en iyi biçimde veren, her problemi çözecek becerilere sahip, danışmanlık yaptığı iş yerindekilerde ki çalışanlardan daha bilgili bir süper eleman değildir. Bilgi, görgü ve geçmiş tectübelerine dayanarak, kuruluşta çalışanların aksine, iş yaptığı konuya yoğunlaşarak çözüm ve öneri üreten kişidir.” agy.

Danışmanlık, hizmet sunduğu müşterisinin işine değer katmaktır. Yasal zorunluluktan dolayı, sadece yasal 'hizmet yeterliliği'ne sahip olarak anlaşma imzalayıp, arada bir ziyaret edip, evrak takip etmek veya brokerlık yapmak danışmanlık değildir. Danışman, alanı ile ilgili sorun tespit edip, çözüm sunabilmelidir.

Danışman tutarlı olmalıdır, mevzuatın verdiği yetkiyi, pozisyonunu iyi anlamalıdır.

Danışman tarafsız olmalıdır. Hem müşterisinin organizasyonu içinde tarafsız, hem de mevzuatın yetki verdiği konulara karşı müşterisine karşı tarafsız ve objektif olmalıdır.

Danışman firmalar ve çevre görevlileri ne yapmalı?

Bu noktada 'çevre yöneticisi ne yapmalıdır?' diye sormayacağız, zira sayıları çok azdır ve zaten ne yapmaları gerektiğini bilmektedirler.

Danışmanlık firma yönetimleri ve çevre görevlileri; işini iyi değerlendirmeli, fizibilitesini doğru yapmalı, tekliflerini ona göre vermeli. O müşterisine değer katarken, kendisi de kazanmalı.

Danışmanlık işinde(bilhassa söz konusu çerçevede) sürümden kazanılmaz. Sürüm, arz imkanı geniş olan bir emtianın büyük hacimde piyasaya sunulması ve satılabilmesi ile olur, danışmanlık işinde arz hacmi sınırlıdır. Mevzuat, en az ayda bir veya iki gün ziyaret öngörüyor.

Bizce ziyaret tam gün olmalıdır. 1-2 saat izleme ile tesis içindeki olumsuz alışkanlıklar ya da gereksinimler tespit edilemez. Danışman 'tüm gün' içinde yapacak iş bulamıyorsa bir şeyleri eksik yapıyordur. Bunun için 'danışman' firmalar, işlerine ilişkin prosedürler yazmalıdır.

Personel eğitimini kesintisiz olarak sürdürmelidir. Bunun için yenilenen ve dönemlik müfredatlar oluşturmalıdır.

Çevre Görevlisi eğitimi, durağan olamayan dinamik bir süreçtir. Koşullar, yöntemler, teknoloji, mevzuat sürekli değişmektedir. Çevre Mühendisleri Odası bu eğitimler konusunda daha etkin olabilir.

Şu anda girilmiş olan süreç, her ne kadar idilik tablolar çizemez isek de, yetkin çevre görevlilerinin ve çevre yöneticilerinin yetişeceği bir süreçtir. Aynı zamanda çevre danışmanlık, çevre yönetim hizmeti alıcılarının da zaman içinde gelişmesi kaçınılmazdır.2 Çevre konusunda talep ve duyarlılık zaman içinde gelişecektir. Bu konuda merkezi otoriteye çok iş düşmektedir. Merkezi otorite, eğitim sistemi, popüler medya destekler ise, piyasa!, çevre duyarlılığını tetikleyecek ve firmalar dönüşmek durumunda kalacaktır. Kısa sürede olmasını umuyoruz! Ancak bu dönüşüm insanların kendiliğinden çevre bilinci kazanması şeklinde gelişmeyecektir. Her ne kadar, insanların sağlıklı bir çevrede yaşama özlemi ve endüstrinin bu hassas denge üzerine baskısı giderek hissedilecek olsa da, kirleticiler, 'zor' olgusu, yasaklar ve cezaların baskısı olmadan dönüşmeye gönüllü olmayacaktır. Zira, insan uyum sağlayan bir türdür, yığınların olumsuz koşullara da uyum yeteneği vardır. Özetleyelim, ürün ve hizmet alıcı kitlenin bilinçlenmesi ve merkezi ve yerel otorotenin gücünü kullanması bir arada olmalıdır.

Özgür Elibol - ARTE ÇEVRE Mühendislik San. Tic. Ltd. Şti.

Haziran 2012

1 Mevzuat bilgisi, kuru bir mevzuat okuma olarak anlaşılmamalıdır. Bu işin bir kısmıdır, yanında yorumlama ve uygulama becerisi de gerekir. Bu, analitik beceri ve tecrübe ile edinilebilir. Bu konuda danışman firmalar, mevzuatın yorumlandığı, tartışıldığı eğitim ortamları oluşturabilirler.

2 Başka bir sektörden örnek verelim; Türkiye'de hijyen talebinin yaygın olmadığı bir dönemde bu alanda, ürünler üreten ve danışmanlık yapan dünya lideri firmalardan biri, yatırım yaparak piyasaya girdi. Sunduğu endüstriyel temizlik ürünleri ve hijyen danışmanlığı idi. Potansiyel müşterileri ise, oteller, hastahaneler, kamusal alanlar, restaurantlar idi. Alıcılarının bilinçli olduğu alanlardan başlayarak, giderek yaygınlaşan şekilde, ürünleri hiç de en ucuzu olmadığı halde geniş bir pazar buldu ve lider pozisyonuna geldi.

Next entry

Previous entry

Similar entries